Eskiden en acımasız varlığın zaman olduğunu düşünürdüm.
Çünkü geçmesini istemediğim o güzel anılar, ne kadar yırtınsam da, ağlasam da bir daha geri gelmezdi.
Zaman ise hiçbir şey olmamış gibi ilerlemeye devam ederdi.
Sadece “Tik tak, tik tak” der ve durmadan akıp giderdi.
Ama sonra düşündüm ki, zaman diye bir varlık eğer hiç olmasaydı, evrende de bir düzen olamazdı; çünkü zaman, hayatın bir ayracıydı.
Zaman; mizandı, amaçtı, anlamdı, kıymetti, şükürdü, nimetti, sermayeydi, emanetti…
Aslında geçen zaman değil,
insandı.
Zaman;
beklerken ağır,
severken kısa,
acıdayken uzun,
gafletteyken görünmez olurdu.
Yani zamana biz şekil verirdik.
İşte o an anladım ki, zaman en acımasız varlık değildi.
İnsan en acımasız varlıktı.

Nuriye Kübra Gümrükçü

Bir Cevap Yazın