BİR YOLCUNUN GÜNLÜĞÜ

Bazen insan, üfleyip geçtiği bir toz zerresinin bile aslında minik bir evren olduğunu kendine hatırlatmalıdır.

DURMANIN AĞIR BEDELİ

Biz bu dünyaya bir yolcu olarak geldik ve bu yolculukta asıl varacağımız yer için hazırlık yapıyoruz. Buraya sadece uğruyoruz; ancak o kadar derin bir yolculuk ki bu, içine düşüp boğulma tehlikesi dahi var.

Belki ironik ama şu sıralar hayatı sanki bir koşu bandında ilerliyormuşuz gibi hissediyorum. Bazen hızlanan, bazen yavaşlayan bir koşu bandında…

Neden mi?

Çünkü hayatta koşmayı bırakırsanız, siz dursanız bile dünya durmayacağı için her an geride kalırsınız. Aynı koşu bandındaki gibi…

Geride kaldıkça benliğimizle baş başa kalıyor, hakikatten her geçen gün biraz daha uzaklaşıyoruz. Nefsimiz kalınlaşıyor, kibrimiz bizi sinsice sarıyor ve fark ettirmeden yavaşça boğuyor. Belki zamanla yürümeyi dahi unutur hale geliyor ve sonsuza kadar kendi içimizde hapsoluyoruz.

Bu yüzden durmamam, kaçmam gerektiğini fark ettim. Her an kendi nefsimden kaçmam gerektiğini… Ne olursa olsun, küçük adımlarla da olsa ilerlemeye devam etmem gerektiğini…

Çünkü insan, Rabbine yaklaştığı kadar kendinden uzaklaşır. Kendine sarıldıkça ise hakikatten uzaklaşır. Benliğine sarılan ise sonunda helâke mahkûmdur.

Nuriye Kübra Gümrükçü

Bir Cevap Yazın

BİR YOLCUNUN GÜNLÜĞÜ sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin